Kayıtlar

Yeni medyada gazeteci kimliği

Yeni medya, diğer bir deyişle ‘Alternatif medya’, 2000’li yılların başında gelişen web 2.0 teknolojisiyle beraber ana akım medyanın aksine topluma, içerik ve söylem olarak çok daha farklı imkanlar sunan bir platforma evrildi. Yeni medya, klasik medyanın tek taraflı iletişim sunan modelinin aksine üreticilerin ve tüketicilerin aynı ekosistemin bir parçası olmasını sağladı. Ancak bu yeni düzenin beraberinde getirdiği birçok sorun da kamuoyunu oldukça meşgul ediyor.
Günümüzde iletişim teknolojilerindeki hızlı ilerlemeler yeni medya, internet ve sosyal medya gibi pek çok yeni kavramın medya literatürüne girmesini sağladı. Bu yeni oluşumlar sosyolojik, kültürel ve ekonomik alanda da birçok değişim ve dönüşümleri beraberinde getirdi. Yeni medya, teknolojiyi tanımlayan donanım ve yazılımın yanı sıra bireysel ve toplumsal bir boyut da içermekte. Bireysel açıdan ele alındığında yeni medya insanların iş yapma, çalışma, eğlenme ve düşünme yöntemlerini, yaşam biçimlerini, haber üretim ve tüketim p…

Az biraz da edebiyat.. Unutmanın acısı

Kaçıyorum 
En çokta kendimden
Şu aralar en korktuğum şey kendimle baş başa kalmak
Zihnime hapsolmuş anılar, susturamadığım sesimle kavga ediyor
En kötüsü karanlık çöktüğünde, soğuk yorganının ayak parmaklarına nüfuz ettiğinde oluyor
Başlıyor bir delilik hâli. Sarıyor vücudunu namussuz. Her organın birbiriyle kavga ediyor. Beynin, kalbinle; karaciğerin, böbreğinle. Hepsi harp içindeler
Kendiyle baş başa kalmamalı insan
En korktukların, en üzüldüklerin, kaybettiklerin gelir aklına
Ansızın düşer, saplanır bedenine
O soyut düşünceler bir anda kocaman bir bıçağa dönüşüp ortadan ikiye ayırır seni
Durmaz öyle kolay kolay
Gözyaşınla sınar seni. Açtırır telefonundan bir fotoğraf. "Ne güzel günlerdi" dedirtir sana
Bak işte o vakit beton dökülür bedenine
Akıttığın yaşlar da eritmez o betonu, beyhude
Birisi senden gittiği zaman, sadece o gitmiyormuş
Her giden bir parça götürüyor senden
Elden, ayaktan daha değerli götürdüğü şeyler, hafife alma
Etten, kemikten öte varlık insanoğlu. Sadece farkında değil
O …

Nereye böyle

Işığın olmadığı bir yolda kör topal ilerliyoruz. Üstelik fenerimizin pili de bitmek üzere. Henüz farkında değiliz ama bu zorunlu istikamet çıkmaz sokağımız olacak. Öyle ki gündüzlerimiz bile kararmaya başladı kırmızı ekranlarda gelen "son dakika" haberleri ile. Neredeyse her gün yazılı ve görsel medya aracılığıyla acı haber bombardımanına maruz kalıyoruz. O nedenle haber uygulamalarından gelen bildirimlere dahi bakmaya çekiniyorum artık.  Vaziyet böyle olunca insan gündelik yaşamını dahi idame ettirmeye zorlanıyor.
Beşiktaş Vodafone Arena Stadı yakınında  gerçekleşen hain terör saldırısı sonucunda 44 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hepsinin bir bekleyeni, seveni ve yarını vardı. Sabah anneleriyle, babalarıyla , eşleriyle vedalaştılar geri dönebilmek umuduyla. Ancak olmadı. Kahpe terör saldırısında hayatlarıyla beraber umutlarını da kaybettiler. Beşiktaş'taki saldırı bir kez daha gösterdi ki, şans eseri yaşıyoruz bu ülkede. Oradan geçen ben de olabilirdim, bu yazıyı okuy…

Fidel'in ardından

Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro, geçtiğimiz günlerde 90 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yaşamı boyunca kimilerinin diktatör, kimilerinin de kahraman olarak nitelendirdiği Fidel Castro’yu anlamak için tarih sayfalarına bakmak, cevabı bulmak için yeterli olacaktır. Fidel de böyle düşünmüştü. 1953 başlarındaBatistadiktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan Castro, 26 Temmuz'daSantiago'daki Moncada Kışlası'na 165 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi; ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. 16 Ekim 1953'te Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'nde yapılan yargılamada 'Sayın yargıç siz beni mahkûm edin! Tarih beni haklı çıkaracaktır!'cümlesiyle biten ünlü savunması bunun en güzel kanıtıydı.
Fidel Castro’nun şu ünlü sözü verdiği mücadelenin felsefi temeline ışık tutuyordu adeta; “Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorundadır?” Fidel, ülkesi Küba için sosyal ve antiemperyalist bir …

Çıkmaz Sokak: İslamafobi

Dünya'da, özellikle de Avrupa siyasal hayatında popülist ve aşırı sağ söylemler güç kazanmış durumda. İşin korkutucu yanı ise, bu yabancı karşıtı ve aşırı sağ politikaların halk tarafından karşılık buluyor olması. Bunun en somut örneği ise, aşırı söylemleri ve korkutucu vaatleri ile uzun zamandır Amerikan ve Dünya kamuoyunu meşgul eden, başkan adayı Donald Trump.
Amerika'da başkanlık aday adayı olup olamayacağı bile tartışılan Donald Trump şuan Hillary Clinton'la beraber başkanlık için en güçlü iki isimden bir tanesi. Trump kendini bir milyarder, usta bir anlaşmacı ve her şeyi halledecek bir milliyetçi olarak tanımlamakta. Hillary Clinton, Trump'ı "İnsanları kışkırtmak için yabancı düşmanlığı, panaroya, önyargı ve milliyetçiliğe dayalı" demogojik bir çizgi" peşinde koşan biri olarak tanımlamakta.

 Ortadoğu ve İslam dünyası hakkında önemli makalelere imza atmış olan Daniel Pipes, bu tarz bir siyasetin Amerikan siyasetinin yanında yöresinde örneği yoksa da b…

Yeni kaosa hoş geldiniz: Suriyelilere vatandaşlık

Memlekette sorunsuz bir güne uyanmak tozpembe rüyalarda mümkün olabiliyor. İskandinavya halkı bütün yıl boyunca durağanlıktan sıkılmıyor mu diye sormaktan alıkoyamıyorum kendimi. Ama memleket Türkiye. Yani kavga etmemiz gereken yeni bir konu daha. Yeni kaosa hoş geldiniz: Suriyelilere vatandaşlık. Konuyu birçok perspektiften değerlendirmekte fayda var. Zira Suriyelilere vatandaşlık verilmesinin dillendirilmesi bile birçok ilde ve sosyal medyada büyük bir tepkiyle karşılandı. Bu sebeple olaya sosyal, siyasal ve ekonomik açıdan yaklaşmak en iyi çözümleme yolu olacaktır. Sayıları 2 milyona yaklaşan Suriyelinin vatandaşlık alması demografik yapıda ciddi ve kalıcı bir değişiklik yaratacaktır Seçmen yapısında son derece önemli ve belirleyici, siyasi dengeleri ciddi olarak etkileyebilecek, Türkiye'nin sosyal dokusunun ötesinde bir duruma işaret edebilecek, popülist girişimlere açık bir kütlenin ortaya çıkması muhtemel. Sayısı milyonlara dayanan Suriyelinin iş sahibi olacaklarını, evlenecek…

Eleştirisel düşünce

Eleştirisel düşünce bir toplumun atardamarıdır. Eleştiri olmadan bir ülkenin ve içinde barındırdığı kurumların gelişmesi olanaksızdır. Siyaset dışında inovasyon, eğitim ve daha birçok alan için de aynı şey geçerli. Ancak siyasi erki elinde bulunduran kişiler kendilerini özeleştiriye ve gerçeklere kapattıkları an sorunlar katlanıyor. Zira artık halının altında yer kalmadı. Yetkililerin Atatürk Havalimanı saldırısı sonrası yapılan "Güvenlik zafiyeti yok" "Abartmayın" vb. açıklamaları sanırım aynı gündelik hayatı paylaşmadığımızı gösteriyor. Siyasi erk kendine salt olarak kendi düşüncelerinden, ideolojisinden ve doğrularından oluşan matrix vari bir dünya kurmuş durumda.Son bir yılda patlayan bombalar sonucu ölen yüzlerce insan olmasına rağmen kamuoyu önünde sorumluluğu üstlenen bir yetkiliye henüz rastlamadık.Vicdanları tırmalayan da bu olsa gerek. Bir devletin en temel misyonu insanların can ve mal güvenliğini mümkün mertebe korumak olmalı. Tam tersi bir durum yaşanı…